Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın, isminde hem “Kıbrıs Türk” hem de “Öğretmenler” ifadesi var. Böylesi ifadeleri adında taşıyan bu sendikanın Başkanı olan Mustafa Baybora’nın seçilmiş Başbakan’ı, yani yürütmenin başını “asacağını” söyleyecek bir dili tercih etmesi son derece düşündürücüdür.
Bu ifade yalnızca bir üslup meselesi değildir. Sendikaların yeni dönemde üstlenmek istediği misyonu, siyasetle kurduğu ilişkiyi ve topluma vermek istediği mesajı da ortaya koymaktadır.
Demokratik hukuk devletlerinde, seçilmiş bir hükümetin başı hakkında ölüm tehdidi içeren ifadeler sıradan bir sendikal eleştiri olarak değerlendirilemez. Böyle bir ifadenin hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı, ilgili ülkenin ceza hukuku ve somut olayın koşulları çerçevesinde yargı tarafından değerlendirilir. Biz de bu olayda yargının meseleye nasıl yaklaşacağını ve ortaya çıkan ifadenin hukuki açıdan nasıl değerlendirileceğini dikkatle izleyeceğiz.
Öğretmenlik; çocuklarımıza bilgi, sorumluluk, demokrasi ve şiddetten uzak bir siyasal kültür kazandırma mesleğidir. Sendikacılık ise çalışanların haklarını savunmanın yanı sıra demokratik tartışma kültürünün bir parçası olmayı gerektirir.
Eleştiri elbette olacaktır. Hükümet ve Başbakan elbette eleştirilebilir. Ancak “asmak” gibi ölüm ve şiddet çağrışımı taşıyan ifadelerin sendikal mücadele dilinin parçası haline gelmesi, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir noktadır.
Bugün asıl tartışmamız gereken, sendikaların topluma nasıl bir siyasal ve sosyal kültür sunduğudur. Hak aramak başka şeydir, tehdit dili kullanmak başka şeydir. Demokratik mücadele, tehdit ve şiddet çağrışımlı ifadelerle değil; fikirle, hukukla ve demokratik yöntemlerle yürütülmelidir.
BAŞYAZI: Demokrasilerde ‘asmak’ da ne demek? yazısı ilk önce Nokta Kıbrıs üzerinde ortaya çıktı.






