Kimileri için Tatar Ramazan, kimileri için “Yılanların Öcü” filmindeki Kara Bayram, birçokları içinse “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın İlyas’ı…
Türk sinemasının en büyük yıldızlarından Kadir İnanır, 14 Mayıs’ta rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede 77 yaşında hayatını kaybetti. 2018, 2021 ve 2024 yıllarında geçirdiği pıhtı atmaları nedeniyle yaşamının son dönemini sağlık sorunlarıyla geçiren İnanır, İstanbul’da zatürre tedavisi gördüğü hastanede 21 Mayıs’ta entübe edilmişti.

1949 yılında Ordu’nun Fatsa ilçesinde aslen Trabzon Sürmeneli bir ailenin 14’üncü ve son çocuğu olarak dünyaya gelen İnanır, lise eğitimini İstanbul’da yatılı okuduğu Haydarpaşa Lisesi’nde tamamladı. Ardından şu anki adı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi olan İstanbul Gazetecilik Yüksekokulu’nda Radyo-Televizyon Bölümü’nü bitirdi.
1968 yılında Ses dergisinin düzenlediği ve Engin Çağlar, Sümer Tilmaç ve Demir Karahan gibi daha sonra ünlenecek isimlerin de katıldığı Sinema Artisti Yarışması’nda derece alamasa da aynı yıl Saklambaç gazetesinin Fotoroman Artisti Yarışması’nı kazanmayı başardı. 1968’de “Yedi Adım Sonra” filminde aldığı rolle de sinemaya adım attı. İlk başrolünü ise 1970’de Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Kara Gözlüm” filminde, ilerleyen yıllarda birçok yapımda daha birlikte rol alacağı Türkan Şoray’la oynadı.

İnanır-Şoray ikilisi, Yeşilçam’ın en sevilen aşk filmlerinden olan “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın yanı sıra “Bodrum Hakimi”, “Dila Hanım” ve “Devlerin Aşkı” gibi yapımlarla hafızalarda yer edindi.
İnanır ve Şoray’ı uzun yıllar sonra yeniden bir araya getiren 2003 yapımı “Gönderilmemiş Mektuplar” filmi, hayranlarının bu ikiliyi beyaz perdede yan yana gördüğü son film oldu.

Gülüşü ve sert bakışlarıyla Türk sinemasının simge isimlerinden biri hâline gelen İnanır’ın kariyerindeki son filmi ise 2019 yapımı “Kapı” oldu.
Sanat hayatına 1973’te Altın Koza Film Festivali’nde “Utanç” filmiyle, 1986’da ise Altın Portakal Film Festivali’nde “Yılanların Öcü” ile aldığı “En İyi Erkek Oyuncu” ödülleri dâhil çok sayıda başarı sığdırdı.

Siyasi konularda sözünü sakınmadı
Birçok meslektaşının aksine siyasi ve toplumsal konularda doğru bildiğini söylemekten çekinmedi.
2013’teki çözüm sürecinde 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti’nde yer aldı. Bu heyette kendisine yer verilmesini eleştirenlere, rol aldığı filmlere bakmalarını söyledi. Şubat 2024’te T24‘ten Cansu Çamlıbel’le gerçekleştirdiği söyleşide “Yaptığım filmlerin çok önemli bir bölümünde doğudaki insanların yaşadıkları sıkıntıların tam gerçek hâli vardır. Tapu Kadastro Genel Müdürü ile toprakların her karışının özelliğini tartışacak kadar bu ülkeyi tanıyorum” diyerek söz konusu eleştirilere yıllar sonra da olsa yanıt verdi. Bu filmleri çekerken “halkın çektiği ıstırapları” gördüklerini belirten İnanır, “Katırcılar” filmini kastederek “Altı ay orada karın içinde kalıp film çekmişim ben. O günlerde büyük haksızlık yapıldı” dedi.

Açıklamalarında hep “barış” vurgusu yapan ve bu ülkenin “barışı hak ettiğini” söyleyen İnanır, “Barış için konuşmayanlar, savaşın tarafı olurlar” tezini savundu.
İnanır’ın siyasete resmen atılmak için önünde fırsatları da oldu.
2015 ve 2018 yıllarında Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) aldığı milletvekili adaylığı tekliflerini reddetti. Bu kararına gerekçe olarak şunu gösterdi:
“‘Tanınan, sevilen birini bu partide görelim’ anlayışını ben doğru bulmadım. Çünkü o partinin var olması için ya da o partinin savunduğu bütün değerler için yıllarca uğraşmış, çalışmış, bedeller ödemiş bir sürü insan varken ben birdenbire onların önüne geçip milletvekili olamam. Buna karakterim müsait değil.”

Demirtaş ve İmamoğlu’yla ilişkisi
2020 yılında “iktidarın her türlü saldırısına rağmen yaşamdan yana net tutum alması ve savaş karşıtı tavrından vazgeçmemesi” nedeniyle Diyarbakır Tabip Odası (DTO) tarafından “Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü”ne layık görüldü.
Cezaevindeki eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için “Türkiye’nin son zamanlarda yetiştirdiği en önemli siyasetçi Selahattin Demirtaş” ifadesini kullandı. 2013’teki çözüm sürecinde de Demirtaş’ın yanında görünmekten çekinmemişti.
Şu an tutuklu olan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu içinse 2024’te “Telefon açtığım zaman hemen çıkar telefonuma. Çok iyi arkadaşım” dedi.
Yaşam öyküsünü konu alan ve geçen yıl 44’üncü İstanbul Film Festivali’nde gösterilen “Kuzeyden Gelen Adam” belgeselinde, ailesinin Cumhuriyet Halk Partili (CHP) olduğunu, kendisinin de sol gelenekten geldiğini belirtti. İnanır, “Ben bu halkın içinden geldim. Bu halkla yaşadım. Benim tek mücadelem var: Halkımı ezdirmemek. Benimle aynı kaderi paylaşanların yaşamlarını onurlu kılmak. Hiçbir gücün karşısında boyun eğmedim. Eğmeyeceğim. Onların yazdığı tarihi değil, halkın yazdığı tarihi anlatacağım” dedi.

Jülide Kural’la yol arkadaşlığı
Oyunculuk yeteneğini yakışıklılığı ve karizmasıyla birleştirerek Yeşilçam’ın sayılı jönleri arasına girmeyi başaran İnanır hiç evlenmedi.
Ancak tiyatro ve sinema oyuncusu Jülide Kural’la doksanlı yılların sonunda başlayan ve ünlü aktörün ölümüne dek süren yaklaşık çeyrek asırlık bir hayat arkadaşlığı oldu.
İnanır-Kural çifti bu süre zarfında en zorlu anlarında hep birbirlerinin yanındaydı.
Kural 2016 yılında kapatılan Özgür Gündem gazetesinin bir günlük “nöbetçi genel yayın yönetmeni” olduğu için “basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçundan yargılanırken de İnanır mahkemede hayat arkadaşını yalnız bırakmadı.
Duruşma salonundaki romantik ve sinematik havadan mahkeme başkanı da etkilenmiş olacak ki bir sonraki duruşma tarihi olarak 14 Şubat’ı belirlediğini açıklarken “Duruşma tarihini Sevgililer Günü’ne erteliyorum. Artık çiçek böcekle gelirsiniz” dedi. Başkanın bu sözü salonda gülüşmelere neden olurken seyirciler bölümünde oturan bir başka sanatçı Ferhat Tunç da İnanır’a dönüp “Artık bir sonraki duruşmaya çiçekle gelirsin” diyerek ünlü oyuncuya takıldı.
Kural ise son yıllarını sık sık nükseden sağlık sorunlarıyla geçiren İnanır’ı bu süreçte hiç yalnız bırakmadı. İnanır son nefesini verene kadar da yanında oldu.

“Ben yok olursam, o çocuk yalnız kalır”
Hiç evlenmeyen İnanır, çocuk sahibi de olmadı. 2010 yılında Hürriyet gazetesine verdiği röportajda “Neden çocuğunuz yok?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Nasıl benim babamın 14 çocuğu varsa, benim de o kadar olmasını isterdim. Yapamadık zamanında. Bir kavganın içindeydik, o sırada çocuğu yapacak doğru insanı da bulamadık. Bundan sonra da kısmet tabii ama insanların ne kadar yaşayacağı belli. Ne kadar yaşayacağı derken, eli ayağı tutan zamanı diyorum. Öksüz kalır sonra o çocuk. Bu yaşta zor. Ben yok olursam, o çocuk yalnız kalır. Bunu istemem.”
İnanır, “Bütün dünyanın çocukları benim çocuklarım diye düşünmek gerekir. Çocuklar hep aynıdır. Ben kendi büyüttüğüm yeğenlerimi evladım gibi severim. Olsaydı fena olmazdı tabii bir çocuk… Tanrı istemedi, öyle düşünmek lazım. İsteseydi, çarpık ilişkilerden 5-6 tane çocuk sahibi yapardı. Ben bunlar olmasın diye büyük dikkat gösterdim ama en büyük dikkati ‘yukarıdaki’ gösterdi” diye ekledi.
Kadir İnanır: Sert bakışların ardındaki “barış” savunucusu… yazısı ilk önce Nokta Kıbrıs üzerinde ortaya çıktı.










