Lefkoşa’nın hafızası: Lefkoşa Müzesi

Lefkoşa Müzesi’nin koleksiyonu Lefkoşa’nın hafızası düşüncesini yansıtıyor. Tarihte önemli rol üstlenmiş kişilerin yanında bir halk ozanının, bir yazarın veya bir müzisyenin hatırasına yer veriyor.

Bir şehri tanımak için sokaklarını, meydanlarını ve eski yapılarını görmek önemli. Ancak o şehrin insanlarını, sanatını, gündelik yaşamını ve geçmişten taşıdığı hatıraları tanımadan gezinin tamamlandığını söylemek zor. Lefkoşa Müzesi, başkente bu gözle bakmak isteyen ziyaretçilerine farklı bir keşif alanı sunuyor.

Surlariçi’nde, Girne Kapısı çevresinde bulunan Lefkoşa Müzesi, tek bir alana odaklanmıyor. Farklı koleksiyonları aynı çatı altında buluşturan yapısıyla adeta bir karma müze niteliği taşıyor. Resimler ve heykeller, denizcilik ve posta tarihine ilişkin objeler, gemi ve otomobil maketleri ile geleneksel gölge oyunu suretleri, ziyaretçiyi farklı dünyalara götürüyor. Kentin geçmişinde iz bırakmış kişiler de bu çeşitliliğin içinde yerini alıyor. Koleksiyonlar arasında dolaşırken sanatla tarihin, gündelik yaşamla toplumsal hafızanın birbirine değdiği görülüyor.

Müzeyi gezerken bu farklı koleksiyonların taşıdığı hikayeleri ve Lefkoşa’nın kültürel hafızasıyla kurduğu bağı merak ettim. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Özer Turan, Lefkoşa Müzesi’ni ve Yakın Doğu Oluşumu’nun müzecilik yaklaşımını on soruya verdiği yanıtlarla anlattı.

        HASTÜRER: Lefkoşa Müzesi hangi düşünceden doğdu? Yakın Doğu Oluşumu bu müzeyle neyi amaçladı?

Ö.TURAN: Lefkoşa Müzesi, kentin ve Kıbrıs’ın tarihsel, kültürel ve sanatsal birikimini koruyarak toplumla buluşturma düşüncesiyle hayata geçirildi. Burada şehrin geçmişini, insanlarını ve kültürünü farklı koleksiyonlar üzerinden anlatıyoruz. Lefkoşa’nın gündelik yaşamı, toplumsal değişimi ve sanat birikimi, müzenin ele aldığı başlıca konular arasında yer alıyor.

Kurucu Rektörümüz Dr. Suat Günsel’in kültür ve sanat vizyonu, Yakın Doğu Oluşumu’nun müzecilik çalışmalarının temelini oluşturuyor. Bu yaklaşımda eserlerin korunması kadar insanların bu eserlere ulaşması, onları tanıması ve taşıdıkları hikayelerle bağ kurması da önem taşıyor.

Lefkoşa Müzesi’nin koleksiyonu da bu düşünceyi yansıtıyor. Tarihte önemli rol üstlenmiş kişilerin yanında bir halk ozanının, bir yazarın veya bir müzisyenin hatırasına yer veriyoruz. Çünkü bir şehrin hafızasını, siyasi olaylarla birlikte kültürü üreten ve gündelik hayatı biçimlendiren insanlar oluşturuyor. Müzenin amacı, bu hafızanın farklı parçalarını bir araya getirerek gelecek kuşaklara aktarmak.

HASTÜRER: Müzenin Surlariçi’nde bulunması neden önemli? Tarihi çevre, anlattığınız hikayeye ne katıyor?

Ö.TURAN: Surlariçi, Lefkoşa’nın geçmişinin sokaklarda, yapılarda ve günlük yaşamda hissedildiği bir bölge. Müzenin Girne Kapısı çevresindeki konumu, koleksiyonlarımızla şehrin tarihi dokusu arasında doğrudan bir bağ kurulmasını sağlıyor. Ziyaretçi müzeye gelirken gördüğü çevreyi, içeride karşılaştığı eserlerin anlattığı geçmişle birlikte değerlendirebiliyor.

Bu ilişki, Lefkoşa’yı konu alan resimlerde daha da belirginleşiyor. Şehrin eski görünümünü yansıtan eserler, ziyaretçiyi bugün gördüğü sokaklarla geçmişteki kent görüntüleri arasında bağlantı kurmaya yöneltiyor. Böylece müze gezisi, Lefkoşa’yı tanıma deneyiminin bir parçası oluyor.

Şehir hafızasını, izlerinin yaşamaya devam ettiği bir çevrede anlatmanın ayrı bir değeri var. Müze ile Surlariçi birbirini tamamlıyor. Çevre, koleksiyonların anlaşılmasına katkı sağlıyor; koleksiyonlar da ziyaretçinin dışarı çıktığında sokaklara ve yapılara daha dikkatli bakmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle müzenin bulunduğu yer, anlatının da önemli bir parçası.

HASTÜRER: Lefkoşa Müzesi’ni özel kılan nedir? Ziyaretçi burada nasıl bir koleksiyonla karşılaşıyor?

Ö.TURAN: Müzemizin öne çıkan özelliklerinden biri, kent tarihini farklı türde eserlerle ele alması. Çağdaş resim ve heykellerden denizcilik objelerine, posta tarihinden gemi ve otomobil maketlerine, geleneksel gölge oyunundan edebiyat dünyasının temsilcilerine uzanan geniş bir koleksiyonumuz var. Bu çeşitlilik, farklı ilgi alanlarına sahip ziyaretçilerin müzede kendilerine yakın bir konu bulmasını sağlıyor.

Bir ziyaretçi resimler üzerinden Lefkoşa’nın geçmişteki görünümüne odaklanabiliyor. Bir başkası heykeller aracılığıyla tarihi kişilikleri tanıyor. Denizcilik ve posta tarihine ilişkin objeler ise adanın yaşamını biçimlendiren faaliyetlere dikkat çekiyor.

Bu koleksiyonlar birlikte değerlendirildiğinde, kentin kültürel ve toplumsal yapısına dair geniş bir çerçeve ortaya çıkıyor. Ziyaretçinin eserlerin ne olduğunu öğrenmesinin yanında, neden korunduklarını ve hangi hikayeleri taşıdıklarını düşünmesini de önemsiyoruz. Lefkoşa’nın geçmişini, farklı koleksiyonların birbirini tamamladığı bir anlatı içinde sunuyoruz. Böylece müze, farklı dönemleri ve yaşam alanlarını aynı gezi içinde keşfetme fırsatı veriyor.

HASTÜRER: Müze, Lefkoşa’nın hangi dönemlerine ışık tutuyor? Kentin geçmişi nasıl anlatılıyor?

Ö.TURAN: Müzenin anlatısı Bizans ve Venedik dönemlerinden Osmanlı ve İngiliz yönetimlerine, ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dönemine uzanıyor. Tavanları süsleyen resimler, bu tarihsel süreci sanatsal bir anlatımla tamamlıyor. Ziyaretçi, sergilenen eserlerle birlikte müzenin bütününde geçmişin farklı dönemleriyle karşılaşıyor.

Bu dönemlerin aynı müzede ele alınması, Lefkoşa’nın bugünkü kimliğinin zaman içinde nasıl oluştuğunu düşünmeye yardımcı oluyor. Yönetimler değişirken şehrin kültürü, toplumsal yaşamı ve görünümü de değişiyor. Koleksiyonlarımız bu geçmişin farklı yönlerine bakma fırsatı sunuyor.

Yakın geçmişe ilişkin önemli örnekler arasında, Kıbrıslı ressamların 1960’lı yıllarda yaptığı ve dönemin Lefkoşa’sını yansıtan resimler bulunuyor. Bu eserler, kent tarihini sanatçıların gözlemleriyle buluşturuyor. Ziyaretçi, şehrin geçmişteki görünümünü incelerken ressamın seçtiği ayrıntıları da fark edebiliyor. Böylece Lefkoşa’nın tarihine hem dönemler hem de kişisel gözlemler üzerinden yaklaşmak mümkün oluyor. Bu resimler, yakın geçmişin izlerini geleceğe taşıyan eserler olarak ayrıca değer taşıyor.

HASTÜRER: Koleksiyonun en dikkat çekici eserleri hangileri? Ziyaretçiler hangi bölümlere özellikle zaman ayırmalı?

Ö.TURAN: Hiperrealist silikon heykeller, Kıbrıs Türk Yazarları Büst Koleksiyonu, Lefkoşa’yı konu alan resimler ve tavan resimleri, müzenin dikkat çeken bölümleri arasında yer alıyor. Her bölüm ziyaretçiyi farklı bir hikayeye yöneltiyor. Heykeller kişilerin hatıralarını görünür kılarken resimler kentin geçmişini ve sanatçıların bakışını yansıtıyor.

Yazarlar koleksiyonunda Kaytazzade Mehmet Nazım, Hikmet Afif Mapolar, Osman Türkay, Özker Yaşın, Urkiye Mine Balman ve Fikret Demirağ gibi Kıbrıs Türk edebiyatının önemli isimlerinin büstleri bulunuyor. Bu koleksiyon, edebiyatın kültürel hafızamızdaki yerini müzenin anlatısına katıyor. Ziyaretçiler için bu yazarların eserlerini tanımaya yönelik bir başlangıç da oluşturabiliyor.

Denizcilik objeleri, gemi ve otomobil maketleri ile Karagöz suretleri de koleksiyonun farklı yönlerini tamamlıyor. Bu eserler aracılığıyla ulaşım, denizle kurulan ilişki ve geleneksel eğlence kültürü gibi gündelik hayatla bağlantılı alanlar keşfedilebiliyor. Ziyaretçilerin her bölümde eserlerin ayrıntılarına bakmak için zaman ayırmasını öneriyoruz.

HASTÜRER: Hiperrealist silikon heykeller kimi temsil ediyor? Bu koleksiyonun taşıdığı anlam nedir?

Ö.TURAN: Koleksiyon, Kıbrıs Türk tarihine ve kültürel yaşamına katkıda bulunmuş kişileri bir araya getiriyor. Dr. Fazıl Küçük, Rauf Raif Denktaş, Osman Örek, Fehmi Ercan ve Cengiz Topel gibi isimler, müzenin tarihsel hafızayla kurduğu bağı ortaya koyuyor. Heykellerin gerçekçi görünümü, ziyaretçilerin bu kişilerin hayatlarına ve temsil ettikleri dönemlere ilgi duymasını sağlayabiliyor.

Kültür ve sanat dünyasından isimler de koleksiyonun önemli bir parçası. Halk ozanı Aynalı, meddah Mehmet Ertuğ, müzisyen Ahmet Becerikli ve Mehmetaliler Müzik Grubu üyeleri, toplumun belleğinde yer edinmiş kişiler olarak ziyaretçilerle buluşuyor.

Bu birliktelik, hafızaya yaklaşımımızı gösteriyor. İnsanların dinlediği müziği, izlediği gösterileri ve hatırladığı anlatıları üreten kişiler de müzemizde yer buluyor. Ziyaretçiler tanıdıkları isimlerle yeniden karşılaşabiliyor veya daha önce bilmedikleri kişileri keşfedebiliyor. Heykellerin değeri, görsel gerçekçilikleriyle birlikte temsil ettikleri yaşam öykülerinden kaynaklanıyor. Bu bölüm, birçok ziyaretçi için kişisel hatıraların da canlandığı bir alan oluyor.

HASTÜRER: Tarih ve çağdaş sanatın aynı müzede buluşması ziyaretçiye ne kazandırıyor?

Ö.TURAN: Bir şehrin geçmişi, korunan objeler kadar o şehir hakkında üretilen sanat eserlerinde de iz bırakıyor. Lefkoşa Müzesi’nde resim ve heykellerin diğer koleksiyonlarla birlikte sunulması, farklı anlatım biçimlerini buluşturuyor. Ziyaretçi, geçmişe ait bir objeyi incelerken sanatçıların kenti ve toplumu nasıl yorumladığını da görebiliyor.

Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelerek Lefkoşa’da eser üreten ressamların çalışmaları, bu birlikteliğe ayrı bir anlam katıyor. Bu eserler, sanatçıların kentle ve adayla kurdukları ilişkinin, burada edindikleri izlenimlerin yansımalarını taşıyor. Lefkoşa’nın sokakları, Kıbrıs’ın doğası, insanları ve kültürel yaşamı, farklı deneyimlerden gelen ressamların bakışıyla yeniden yorumlanıyor. Ziyaretçi böylece yaşadığı veya gezdiği şehri başka gözlerden görme fırsatı buluyor.

Kurucu Rektörümüz Dr. Suat Günsel’in sanat üretimini ve sanatın toplumla buluşmasını destekleyen vizyonu, bu karşılaşmalara zemin hazırlıyor. Ortaya çıkan eserler, sanatçıların Kıbrıs’la kurduğu bağın kalıcı izleri olarak müzenin koleksiyonunu zenginleştiriyor. Tarihle birlikte sunulan çağdaş sanat, ziyaretçiye bilgi edinmenin yanında gördüklerini yorumlama ve kentle kendi ilişkisini düşünme alanı açıyor.

HASTÜRER: Ziyaretçileri müzede nasıl bir gezi deneyimi bekliyor?

Ö.TURAN: Farklı katlarda farklı dönem ve tarzlara ait eserlerle karşılaşmak mümkün. Bu düzen, gezi boyunca ziyaretçinin ilgisini değişik alanlara yöneltiyor. Resimlerden heykellere, denizcilik objelerinden geleneksel gölge oyunu suretlerine geçerken Lefkoşa’nın ve Kıbrıs’ın kültürel hayatına ilişkin farklı konular keşfedilebiliyor.

Tavan resimleri, ziyaretçinin dikkatini sergi alanlarının bütününe taşıyor. Hiperrealist silikon heykeller ise gezinin dikkat çeken duraklarını oluşturuyor. Kıbrıs Türk toplumunun tanınmış isimlerinin bulunduğu bölüm, ziyaretçilerin hatıra fotoğrafları çektirdiği ve kişisel anılarını hatırladığı alanlardan biri.

Koleksiyonların çeşitliliği, insanların kendi ilgilerine göre geziye yön vermesine de imkan tanıyor. Edebiyatla ilgilenen bir ziyaretçi yazarlar koleksiyonuna, denizcilikle ilgilenen biri ilgili objelere daha fazla zaman ayırabiliyor. Koleksiyonların tamamı birlikte gezildiğinde ise kentin ve Ada’nın geçmişinin pek çok insan, faaliyet ve kültürel birikimle oluştuğu görülüyor. Bu çeşitlilik, aynı müzenin farklı ziyaretçiler için farklı anlamlar taşımasını sağlıyor.

HASTÜRER: Lefkoşa Müzesi, Yakın Doğu Oluşumu’nun diğer müzeleri arasında nasıl bir yere sahip?

Ö.TURAN: Yakın Doğu Oluşumu’nun müzeleri, farklı alanlardaki birikimleri koruyarak ziyaretçilere sunuyor. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi çağdaş sanat üretimine, Kıbrıs Araba Müzesi otomobil geçmişine, Kıbrıs Herbaryum ve Doğa Tarihi Müzesi doğa mirasına, GÜNSEL Sanat Müzesi ise çağdaş sanata yönelik koleksiyonlarıyla bu yapının parçalarını oluşturuyor.

Girne’deki HMAS TEAL Denizcilik Müzesi de denizcilik mirasını bu çalışmalara katıyor. Uzun yıllar uygulamalı denizcilik eğitiminde kullanılan geminin müzeye dönüştürülmesi, kültürel mirası koruma yaklaşımımızın örneklerinden biri. Geminin kendi hikayesi, Kıbrıs ve Akdeniz’in denizcilik geçmişiyle birlikte ele alınıyor.

Lefkoşa Müzesi, bu müzeler arasında kent belleğine odaklanıyor. Sanatı, edebiyatı, tarihi kişilikleri ve gündelik yaşamı şehrin hikayesi etrafında buluşturuyor. Diğer müzelerde belirli alanlarda derinleşen ziyaretçiler, burada bu alanların toplumsal yaşamla ilişkisini görebiliyor. Oluşumumuzun müzeleri, farklı konulardan hareket ederek birbirini tamamlayan keşif fırsatları sunuyor.

HASTÜRER: Lefkoşa Müzesi’nin gelecek kuşaklara aktarmak istediği en önemli değer nedir?

Ö.TURAN: Temel amacımız, Lefkoşa’nın ve Kıbrıs’ın kültürel belleğini koruyarak gelecek kuşaklarla buluşturmak. Bu belleğin içinde tarihi olaylarla birlikte yazarlar, müzisyenler, halk ozanları, gelenekler ve gündelik yaşam bulunuyor. Müzemiz, bütün bu unsurların şehrin kimliğini birlikte oluşturduğunu gösteriyor.

Koleksiyonların korunması, geçmişe ilişkin izlerin yeni kuşaklar tarafından tanınmasına imkan veriyor. Genç bir ziyaretçi daha önce bilmediği bir yazarı keşfedebilir. Başka bir ziyaretçi, bir müzisyenle ilgili aile anılarını hatırlayabilir. Eserler, bu kişisel bağlantılar üzerinden toplumsal hafızanın yaşamaya devam etmesine katkı sunuyor.

Dr. Suat Günsel’in vizyonuyla gelişen Yakın Doğu Oluşumu müzelerinin ortak yaklaşımı, kültürel birikimi toplumla paylaşmak. Lefkoşa Müzesi bu yaklaşımı, şehrin hikayelerini bir araya getirerek sürdürüyor. Ziyaretçilerin müzeden ayrıldıktan sonra Lefkoşa’ya daha dikkatli bakmasını, insanlarını merak etmesini ve kültürel mirasını tanımaya devam etmesini önemsiyoruz. Müzenin şehirle kurduğu bağın, ziyaret sonrasında da sürmesini istiyoruz.

Lefkoşa’nın hafızası: Lefkoşa Müzesi yazısı ilk önce Nokta Kıbrıs üzerinde ortaya çıktı.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir