“Şener Şen’le tarih, sanat ve tiyatro aynı sahnede buluşacak”

Hasan Hastürer, sordu, ACTADA Sanat Merkezi’nin kurucusu Çağrı Tortop yanıtladı…

   Bazen bir röportaj yaptığınızda, karşınızdaki kişinin anlattıkları yalnızca o güne ait olmaz. Aradan aylar geçer ve söyledikleri, attığı adımlarla anlam kazanır.

ACTADA Sanat Merkezi’nin kurucusu Çağrı Tortop ile ilk kez bir araya geldiğimizde uzun uzun tiyatroyu konuşmuştuk. Tiyatronun  sahnede oynanan bir oyundan ibaret olmadığını; insanı geliştiren, toplumu bir araya getiren ve kültürü geleceğe taşıyan güçlü bir sanat olduğunu anlatıyordu.

Aradan geçen zamanda söylediklerinin peşinden gittiğini görmek önemliydi.

ACTADA büyüdü, eğitimlerini geliştirdi, daha fazla insana ulaştı. Şimdi ise yalnızca eğitim veren bir kurum olmanın ötesine geçerek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kültür ve sanat hayatına damga vurabilecek bir organizasyona hazırlanıyor.

26 Eylül’de Gazimağusa Salamis Antik Tiyatro’da KKTC’de ilk kez  sahnelenecek “Zengin Mutfağı”, yalnızca çok önemli bir tiyatro oyunu değil; aynı zamanda KKTC’nin kültür ve sanat yaşamı adına dikkat çeken bir adım.

Bu süreci, hedeflerini ve bundan sonrasını ACTADA Kurucusu Çağrı Tortop ile konuştuk.

***

HASTÜRER: Sohbetimize yaşama dokunarak başlamak istiyorum. Kıbrıs’ta yaşamayı tercih ettiniz. Neden?

Ç. TORTOP: İstanbul bana çok şey kattı; mesleğimi, deneyimlerimi ve ilişkilerimi orada geliştirdim. Ama bir noktadan sonra hayatın sadece koşuşturmaktan ibaret olmadığını fark ettim.

Kıbrıs’ta insan ilişkileri daha samimi, yaşam temposu daha dengeli ve üretmeye daha fazla zaman ayırabiliyorsunuz.

Ben burayı sadece yaşamak için değil, üretmek ve kültür-sanata kalıcı katkılar sunmak için seçtim. Bugün ACTADA ile attığımız her adımda da bu kararın ne kadar doğru olduğunu hissediyorum. Kıbrıs artık benim için sadece yaşadığım yer değil; hayallerimi gerçekleştirdiğim, geleceğimi kurduğum evim.

HASTÜRER: Size Kıbrıslıları anlat deseler nasıl anlatırsınız?

Ç. TORTOP: Kıbrıslı Türkleri, tek bir cümleyle anlatmam gerekse, köklerine bağlı ama geleceğe açık bir toplum derim.

Bu topraklarda insan ilişkileri hâlâ değer görüyor. Samimiyetleri yapmacık değil; günlük hayatın doğal bir parçası. Misafirperverlikleri kadar, birbirlerine duydukları saygı ve dayanışma da dikkatimi çekti. Gardaş kelimesi bu samimiyetin gerçek yansıması.

Bence bir ülkenin en büyük zenginliği doğal güzellikleri değil, insanıdır. KKTC nin en kıymetli tarafı da budur. Burada insanlar sizi önce dinliyor, tanıyor ve güven duyduğunda hayatına dâhil ediyor. Günümüzde bu duyguyu bulmak her yerde kolay değil.

Sanatla uğraşan biri olarak şunu da söyleyebilirim:

Kıbrıslılar kültürüne sahip çıkan, değerlerine saygı duyan ve nitelikli işlere karşılık veren bir toplum. Bu da üretmek isteyen insanlar için önemli bir motivasyon kaynağı. Ben burada sadece bir yaşam alanı değil, birlikte üretebileceğimiz ve geleceğe değer bırakabileceğimiz güçlü bir toplum buldum.

HASTÜRER: Kıbrıs mutfağına alıştınız mı?

Ç. TORTOP: KKTC mutfağına alışmak mı? Eşimle bayıldık. KKTC mutfağı çok zengin.

Özellikle Molohiya favorim. Yağlı kuzu etli olacak.

Şeftali Kebabını Lefkoşa’dan alıyorum. Bir kasap özel hazırlıyor orada. Mangalda efsane .

Geçenlerde Bullayı keşfettim kahvaltıda çok iyi gidiyor.

Deneyip çok sevdiğimiz adını yeni yeni öğrendiğimiz yemekler var. Adada yeni tatlar deneyimlemek bizin için çok keyifli.

HASTÜRER: Gelelim sohbetimizin iskeletini oluşturacak konularımıza… İlk röportajımızda tiyatronun insanı anlattığını, düşündürdüğünü ve yaşattığını söylemiştiniz. Bugün ACTADA hangi noktada?

Ç.TORTOP:  İlk röportajımız bizim için çok kıymetliydi. Çünkü o gün yalnızca bir akademiden değil, uzun vadeli bir sanat vizyonundan söz ediyorduk.

Bugün o vizyonun adım adım gerçeğe dönüştüğünü görüyoruz.

ACTADA, akademik ve disiplinli eğitim anlayışıyla büyümeye devam ediyor. Ancak bizim hedefimiz  başarılı oyuncular yetiştirmenin yanında ;  kendine güvenen, düşüncelerini doğru ifade edebilen, ekip ruhunu benimseyen ve sanatın kazandırdığı değerleri hayatına taşıyan bireyler yetiştirmek.

Çünkü sanat, yalnızca iyi oyuncular değil, güçlü insanlar da yetiştirir.

HASTÜRER: Kıbrıs halkının ACTADA’ya yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ç. TORTOP:  Bizi en çok mutlu eden şey, halkımızın  ACTADA’yı sahiplenmesi oldu. Halkımız samimiyetimizi görüyor.

Bence sanatta güven, söz vermekle değil; verilen sözü yerine getirmekle kazanılır.

Bugün çocuklarını bize emanet eden aileler, hayallerinin peşinden gelen gençler ve yıllar sonra yeniden sahneye çıkma cesareti gösteren yetişkin öğrencilerimiz var.

Bu güven bizim için büyük bir mutluluk olduğu kadar önemli bir sorumluluk da taşıyor.

Bu nedenle eğitim kadromuzu sürekli güçlendiriyor, uluslararası eğitmenlerle iş birlikleri geliştiriyor ve öğrencilerimize daha fazla fırsat sunmak için çalışıyoruz.

Gösterilen ilgi, KKTC’de nitelikli sanata duyulan ihtiyacın ne kadar güçlü olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

 

HASTÜRER: ACTADA sadece oyunculuk eğitimi veren bir kurum olarak mı yoluna devam edecek?

Ç. TORTOP: Hayır. ACTADA’nın temeli profesyonel tiyatro ve sinema eğitimidir. Ancak biz eğitimi  sınıf ortamıyla sınırlamıyoruz.

Bir öğrencinin büyük prodüksiyonları canlı izlemesi, usta sanatçıların çalışma disiplinine tanıklık etmesi ve sahnenin büyüsünü yerinde hissetmesi eğitimin önemli bir parçasıdır.

Dünyanın saygın sanat merkezleri eğitim vermenin ötesinde; aynı zamanda kültür-sanat hayatına yön veren organizasyonların öncüsüdür.

Biz de aynı anlayışla hareket ediyor, eğitim faaliyetlerimizin yanında KKTC’nin kültür ve sanat yaşamına değer katacak projeler üretmeye devam ediyoruz.

 

HASTÜRER: Bu vizyonun ilk büyük adımı “Zengin Mutfağı” mı?

Ç.TORTOP: Kesinlikle. Zengin Mutfağı, Türk tiyatrosunun en önemli eserlerinden biri. Toplumsal değişimi, insan ilişkilerini ve bir dönemin ruhunu evrensel bir dille anlatan zamansız bir yapıt.

Şener Şen’in bu eserle ilk kez KKTC seyircisinin karşısına çıkacak olması, bizim için bir organizasyon değil; yıllardır üzerinde çalıştığımız sanat vizyonunun güçlü bir yansımasıdır.

İlk röportajımızda tiyatroyu anlatıyorduk.

Bugün ise aynı anlayışı, Türk tiyatrosunun en önemli eserlerinden birini halkımızla buluşturarak hayata geçiriyoruz.

HASTÜRER: Şener Şen’in KKTC’ye gelmesi neden bu kadar önemli?

Ç. TORTOP:  Şener Şen usta bir oyuncu ve Türkiye’nin kültürel hafızasında çok özel bir yere sahip bir sanatçı.

“Onun filmleriyle büyüyen kuşaklar, şimdi aynı sanatçıyı çocuklarıyla birlikte tiyatro sahnesinde izleme fırsatı bulacak. Sanata gönül vermiş herkes ise büyük bir ustanın yılların birikimini sahnede canlı olarak deneyimleyecek.”

Üstelik bu buluşmanın Salamis gibi tarihi bir atmosferde gerçekleşecek olması geceyi daha da özel kılıyor.

Salamis’in tarihi atmosferi, Zengin Mutfağı’nın güçlü metni ve Şener Şen’in benzersiz oyunculuğu bir araya geldiğinde, ortaya uzun yıllar hafızalarda yaşayacak özel bir sanat gecesi çıkacağına inanıyorum.

Tarih, sanat ve tiyatro aynı sahnede buluşacak.

Bence bunun manevi değeri çok büyük.

 

HASTÜRER: Salamis harabeleri dahil neredeyse tüm antik şehirlerde amfitiyatro var. Bunu yorumlar mısınız.

Ç. TORTOP: Bu bana çok anlamlı geliyor. Çünkü bu topraklar bize aslında çok önemli bir şey söylüyor: Yüzyıllar önce burada yaşayan insanlar, sanatı ve tiyatroyu hayatlarının merkezine koymuşlar. Bugün Salamis başta olmak üzere adanın birçok antik kentinde hâlâ ayakta duran amfitiyatrolar, bunun en güçlü kanıtı.

Demek ki tiyatro bu coğrafyaya yabancı değil; aksine bu toprakların hafızasında var. Biz yeni bir kültür oluşturmaya çalışmıyoruz, var olan güçlü bir mirası yeniden canlandırmaya katkı koyup dahada ileriye götürmeye çalışıyoruz.

HASTÜRER: Etkinlik ne zaman ve nerede gerçekleştirilecek?

Ç. TORTOP: 26 Eylül 2026’da Gazimağusa Salamis Antik Tiyatro’da.

Seyircilerimiz tamamen farklı bir atmosfer ile karşılaşacaklar. Bir etkinliğin kalitesi yalnızca sahnedeki performansla değil, seyircinin alana ilk adımından son alkışa kadar yaşadığı konfor ve deneyimle ölçülür. Bizce seyirciye gösterilen özen de sanatın ayrılmaz bir parçasıdır.

HASTÜRER: İlk duyurudan bu yana nasıl bir ilgiyle karşılaştınız?

Ç.TORTOP:  Beklentimizin üzerinde bir ilgiyle karşılaştık.

Bu ilgi Şener Şen’e duyulan sevginin yanı sıra KKTC’de tiyatroya verilen değerin de güçlü bir göstergesi.

Bize güvenen ve destek veren tüm halkımıza teşekkür ediyorum.

Biz de bu güvene layık olabilmek için organizasyonun her ayrıntısını büyük bir titizlikle planlıyoruz.

HASTÜRER: ACTADA’nın bundan sonraki hedefi nedir?

Ç. TORTOP: Zengin Mutfağı bizim için bir sonuç değil, yeni bir başlangıç.

Hedefimiz, ulusal ve uluslararası önemli tiyatro yapımlarını KKTC halkıyla buluşturmak; uluslararası workshoplar, kültür ve sanat etkinlikleriyle ülkemizin kültür ve sanat yaşamına kalıcı değerler kazandırmak.

Bunun yanında yerel sanatçılarımıza ve genç yeteneklerimize destek vermeyi sürdüreceğiz.

ACTADA, eğitim veren bir kurum olmanın ötesinde ; sanat üreten, sanatçıyı destekleyen ve KKTC’nin kültür hayatına kalıcı katkılar sunan güçlü bir merkez olmayı hedefliyor.

Bizim için önemli olan halkımızda, KKTC kültür ve sanat tarihinde bırakabileceğimiz güçlü izlerdir.

HASTÜRER: Son olarak KKTC halkına vermek istediğiniz mesaj nedir?

Ç. TORTOP: ACTADA’ya ve Zengin Mutfağı’na gösterdikleri güven için tüm halkımıza yürekten teşekkür ediyorum.

İlk röportajımızda tiyatroyu anlattık.

Bugün ise onu daha fazla insana ulaştırmak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için çalışıyoruz.

26 Eylül gecesinde hep birlikte, KKTC kültür ve sanat yaşamında iz bırakacağına inandığımız özel bir geceye tanıklık edeceğiz.

ACTADA olarak üretmeye, eğitmeye, sanatın ve sanatçının yanında olmaya aynı kararlılıkla devam edeceğiz.

***

   Röportaj boyunca ACTADA’yı, tiyatroyu ve Zengin Mutfağı yolculuğunu konuştuk.

Satır aralarında ise aslında daha büyük bir hikâye vardı; bir hayal, uzun bir hazırlık süreci ve bu ülkenin sanatına duyulan güçlü bir inanç…

Kurumlar kurulur, organizasyonlar yapılır, alkışlar bir gün sona erer. Ancak kültür ve sanata bırakılan iz, yıllar sonra bile yaşamaya devam eder.

ACTADA’nın bugün attığı adımları da bu bakış açısıyla değerlendirmek gerekiyor. Çünkü mesele yalnızca önemli bir tiyatro oyununu KKTC’ye getirmek değil; bu ülkede kültür ve sanat adına “başarılabilir” duygusunu güçlendirebilmek, yeni kapılar açabilmek ve gelecek kuşaklara ilham verebilmektir.

26 Eylül gecesinin, ilk karşılamadan son alkışa kadar özenle hazırlanmış her ayrıntısıyla, yalnızca seyircilerin hafızasında değil; KKTC kültür ve sanat tarihinin unutulmaz sayfaları arasında da yerini almasını diliyorum.

Çünkü bazı geceler yalnızca izlenmez; yıllar sonra dönüp hatırlanır.

“Şener Şen’le tarih, sanat ve tiyatro aynı sahnede buluşacak” yazısı ilk önce Nokta Kıbrıs üzerinde ortaya çıktı.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir