Türkiye-Azerbaycan geriliminin nedeni sadece başörtüsü mü?

Başörtüsü tartışması ve Bakü’nün İsrail’le ilişkileri, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki görüş ayrılıklarını görünür kıldı. İktidar partileri arasında sertleşen söyleme rağmen savunma iş birliği sürüyor.

Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri başörtüsü meselesi nedeniyle yapılan açıklamalarla gergin bir atmosfere büründü. İki ülke arasında son günlerde kamuoyuna yansıyan tartışmalar, Bakü’de iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi’nin (YAP) AKP’yi doğrudan hedef alan açıklamasıyla yeni bir aşamaya taşındı ve gerilim arttı.

Başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasına Türkiye’den gelen tepkiler, Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerine yönelik eleştiriler ile birleşti ve tartışma eğitim politikasından iki ülkenin egemenlik haklarına genişledi.

Bu koşullar altında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de bu ay sonunda Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılması bekleniyor.

Peki Azerbaycan Türkiye’den gelen eleştirilerden neden bu denli rahatsız oldu ve ilişkileri etkileyen tek neden başörtüsü gerilimi mi? “Tek millet iki devlet” olarak tanımlanan iki ülke ilişkilerinin geleceğine ilişkin öngörüler neler?

Laiklik Bakü için neden bu kadar önemli?

Türkiye’den farklı kesimlerin başörtüsü ile ilgili tepkilerine rağmen uzmanlara göre Azerbaycan için konunun farklı ve hassas boyutları bulunuyor.

Siyaset bilimci ve Avrasya uzmanı Dr. Ümit Nazmi Hazır’a göre Azerbaycan yönetiminin laiklik konusundaki hassasiyetinin temelinde İran’ın ülkedeki dini etkisine ilişkin ciddi kaygılar ile Sovyetler Birliği döneminin toplumsal mirası bulunuyor.

Azerbaycan’daki laikleşmenin Sovyet döneminde güçlendiğini hatırlatan Hazır, diğer yandan İran’ın din üzerinden yürüttüğünü söylediği propaganda faaliyetlerinin Bakü tarafından önemli bir tehdit olarak görüldüğünü ifade ediyor. Azerbaycan’da Müslüman nüfusun çoğunluğunu Şiiler oluşturuyor. ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu’nun 2026 raporuna göre, nüfusun yaklaşık yüzde 96’sı Müslüman; bu kesimin yaklaşık yüzde 65’i Şii, yüzde 35’i ise Sünni.

Hazır, Türkiye’de başörtüsü tartışmasını kendi siyasi deneyimlerinden hareketle değerlendiren çevrelerin Azerbaycan’ın bu farklılığını yeterince dikkate almadığını düşünüyor ve Türkiye’de dini özgürlükler çerçevesinde ele alınan bu meselenin Bakü açısından İran’ın nüfuz alanının genişlemesi kaygısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor.

Hazır’a göre Türkiye’deki İslamcı çevrelerin gözden kaçırdığı nokta, laikliğin zayıflamasının Azerbaycan’ı Türkiye’ye yakınlaştırmak yerine İran’ın nüfuzuna daha açık hale getirebilmesi. Hazır, bu riski “Bu sefer karşımızda İran’ın etki alanına girmiş bir ülkeyle karşılaşacağız” sözleriyle anlatıyor.

Bakü başka hangi mesajı veriyor?

Azerbaycan’ın açıklamalarıyla gösterdiği hassasiyetinin sadece başörtüsü meselesi ile sınırlı olup olmadığı da bir başka tartışma konusu. Hazır’a göre başörtüsü meselesi, son dönemdeki tartışmaların görünür başlığı olsa da ilişkilerdeki değişimi tek başına açıklamıyor.

Bakü’nün Ankara ile ilişkisinde daha bağımsız bir konum aradığına dikkat çeken Hazır, Azerbaycan’ın Karabağ savaşından güçlenerek çıkmasının bölgedeki konumuna ve müttefikleriyle ve dolayısıyla Türkiye ile ilişkilerine de yansıdığına işaret ediyor. Hazır, Bakü’nün “abi kardeş rolünden” daha eşit bir ilişkiye geçmeye çalıştığını düşünüyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 2 Ekim’de YAP kongresinde yaptığı konuşma da Türkiye’de çokça tartışılmıştı. Aliyev, ülkesinin Karabağ’daki sonuçları kendi gücüyle elde ettiğini vurgularken başka ülkelerin himayesine ihtiyaç duymadığını söylemişti. Aliyev ayrıca Türkiye’nin adını anmadan satın alınan silahların bedelinin ödendiğini, dış aktörlerin ülkenin işlerine müdahale etmemesi gerektiğini de vurgulamıştı.

İsrail ile yakın ilişkiler ne kadar etkili?

Peki Azerbaycan’ın İsrail ile kurduğu yakın ilişkiler son gerilimde ne kadar pay sahibi?

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki İsrail boyutu, başörtüsü tartışmasından daha eski ve hassas bir mesele. Azerbaycan ile İsrail arasındaki yakın ilişkisavunma ve enerji işbirliğine dayanıyor. Gazze’deki savaş nedeniyle Türkiye’de İsrail’e yönelik tepki büyürken Bakü’nün bu ortaklığı sürdürmesi iki ülkedeki tutum arasındaki farkı belirginleştirmişti.

Eylül ayında İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun BM Genel Kurulu konuşması sırasında Azerbaycan temsilcisinin salonda kalması da Türkiye’de bazı çevrelerde eleştiri konusu olmuştu.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun BM Genel Kurulu konuşması sırasında salon boşalmıştı. Netanyahu kürsüde, salonun yarısından fazlası ise boş
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun BM Genel Kurulu konuşması sırasında salon boşalmıştı

Bakü ise İsrail’le ilişki kurmanın Filistin’in haklarını desteklemeye engel olmadığını savunuyor. YAP’ın açıklamalarında, Filistin’e yardım yapıldığı ve başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti temelinde iki devletli çözümün desteklendiği vurgulanıyor.

Azerbaycan’ın İsrail’le enerji ilişkileri, petrolün Türkiye üzerinden taşınması nedeniyle Ankara’yı da eleştirilerin odağına yerleştiriyor.

Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) hattıyla Ceyhan’a ulaşan Azerbaycan petrolünün buradan İsrail’e gönderildiğine ilişkin veriler, ambargonun kapsamı ve uygulanması konusunda soru işaretleri doğurmuştu. Reuters’ın 21 Ocak 2026’da yayımladığı, gemi takip şirketi Kpler’in verilerine dayanan habere göre, İsrail’in Ceyhan’dan aldığı Azerbaycan ham petrolü 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 31 artarak günlük ortalama 94 bin varile ulaştı.

Ankara ise BTC hattından taşınan petrolün alım satımında BOTAŞ International’ın söz sahibi olmadığını, İsrail varışlı yükleme yapılmadığını ve İsrail’le ticaretin tamamen durdurulduğunu savunuyor.

Türkiye ve Azerbaycan arasında gerilim daha da tırmanır mı?

Gerilimin bundan sonra daha da tırmanıp tırmanmayacağı iki ülkenin üst düzey siyasilerinin yapacağı açıklamalara ve alacakları tutuma bağlı olacak.

Bu aşamada karşılıklı bazı açıklamalara rağmen devletler arası ilişkilerde ciddi bir değişim işareti bulunmuyor ve iki ülke arasında farklı alanlarda örülen sıkı bağlar halen güçlü. Türkiye ile Azerbaycan 30 Eylül’de, 14 Hürkuş-II eğitim uçağının satışını da kapsayan 500 milyon doların üzerinde değere sahip bir dizi savunma anlaşmasına imza atmıştı.

DW Türkçe’nin edindiği bilgilere göre Ankara’daki resmi çevrelerde gerilimin tırmandırılmaması görüşü hakim ve bu nedenle iktidarın açıklama yapan bazı üyeleri daha temkinli olmaları yönünde uyarıldı.

Bu çerçevede Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in 30 Ekim’de Ankara’da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılımı önemli görülüyor.

Azerbaycan Devlet Başkanı Ilham Aliyev bir toplantıda masada oturuyor
Azerbaycan Devlet Başkanı Ilham Aliyev’in bu ay sonunda Ankara’ya gelmesi bekleniyor

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, 7 Ekim’deki açıklamasında “Türkiye ile Azerbaycan’ın arasına girmeye çalışan bazı ülkeler var. Buna asla izin vermeyeceğiz” demişti.

Bu arada Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15 Ekim’de Bakü’de gerçekleştirilecek Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı
(CICA) Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi Yedinci Toplantısı’na Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen katılacak.

Başörtüsü tartışması nasıl büyüdü?

Azerbaycan Bakanlar Kurulu 21 Eylül’de devlet okullarındaki kıyafet kurallarını değiştirdi. Düzenleme, okul üniformasının bütünlüğünü bozan ve eğitimde laiklik ilkesine uygun olmayan ek kıyafetleri yasaklıyor.

Metinde başörtüsü açıkça sayılmıyor. Ancak başörtülü öğrencilerin okul kapısından çevrildiğine ilişkin haber ve görüntüler Türkiye’de uygulamanın başörtüsü yasağına dönüştüğü eleştirilerine yol açtı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 12 Ekim’de eğitim hakkının engellenmesini kabul edilemez bulduğunu belirterek Bakü’ye geri adım çağrısı yaptı. AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ve AKP Milletvekili Muhammet Müfit Aydın da uygulamaya tepki gösterdi.

Azerbaycan’daki iktidar partisi YAP ise Saral ve AKP’li milletvekillerinin açıklamalarını sorumsuz bularak, AKP iktidarını başörtüsünü siyasi baskı aracına dönüştürmekle suçladı. Partinin 13 Ekim tarihli metni, laik eğitim politikasını savunurken Türkiye’nin de anayasal olarak laik olduğunu hatırlattı.

Böylece öğrencilerin eğitim hakkı etrafındaki tartışma, Ankara’nın Azerbaycan’ın içişleri hakkında söz söyleme sınırına ilişkin bir karşı çıkışa dönüştü.

Türkiye-Azerbaycan geriliminin nedeni sadece başörtüsü mü? yazısı ilk önce Nokta Kıbrıs üzerinde ortaya çıktı.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir